
Yazan: Dr. Recep Çelik / Ekrem Sırma
1727 yılı Temmuz ayında, İbrahim Müteferrika’ya Padişah III. Ahmed’in fermanı ve Şeyhülislâm Yenişehirli Abdullah Efendi’nin fetvasıyla, ilk Türk matbaasını kurma izni verilmiştir. İbrahim Müteferrika da bunun üzerine kendi evinin alt katında "Dârü’t-Tıbaatü’l-Âmire" adıyla ilk Türk matbaasını kurmuştur.
Yazan: Prof. Dr. Mustafa Argunşah
Herhangi bir Avrupa şehrinde, karşımıza çıkan insanlara “Kısa mesajlar dilinizi bozuyor mu?” diye bir soru sorsak, alacağımız cevap aşağı yukarı aynıdır: Evet! Türkiye’de olduğu gibi, Avrupa ülkelerinde de dil konusunda bir endişe hâkimdir. Fransızlar başta olmak üzere İngilizce kullanan ülkeler hariç, bütün Avrupa ülkeleri, dillerinin İngilizce tarafından istila edilmekte olduğunu korku ve endişeyle izleyip tedbirler almaya çalışıyorlar.
Yazan: Ahmet Koçak / Kocaeli Üniversitesi, Türk Dili Okutmanı
Kelime haznesi, kelime dağarcığı gibi ifadelerle karşılanan söz varlığı, dilin bütününü ifade eder. Bunun içine dilde esas söz varlığı olan kelimelerin yanı sıra terimler, deyimler, atasözleri, ilişki sözleri, kalıplaşmış sözler, alıntı kelimeler, çeviri kelimeler gibi unsurların bütünü girmektedir. Diller de toplumlar gibi dış etkilere açıktır ve diller arasında etkileşimin olması normaldir. Toplumlar arasındaki etkileşim diğer alanlarda daha geç sürede hayata yansırken, bu durum söz varlığı alanında daha kısa sürede kendisini göstermektedir.
Yazan: Ahmet Koçak
Bir milleti var eden tarih, din, edebiyat gibi ortak değerler vardır. Milletler bu değerlere sahip çıktıkça daha da büyürler, tarih sahnesinde kalabilirler. Bu değerler içerisinde dilin ayrı bir yeri ve önemi vardır. Milletin ortak değerleri etrafında şekillenen kültür ve medeniyet asırlar sonrasına dil sayesinde taşınır.
Kaynak: http://www.e-psikiyatri.com
Araştırmalara göre daha doğmadan bir bebek kendi ana dilinin gramer yapısını diğer dillerden ayırabiliyor. Nasıl mı?
Yaklaşık 8-9 yaşına kadar öğrenilen diller de bu bölgeye kaydediliyor. Ancak bu yaşlardan sonra öğrenilen dil artık farklı bir bölgeye yerleştiriliyor ve işte bu nedenledir ki yaş ilerledikçe bir dil öğrenmek zorlaşıyor.
Yazan: Prof. Dr. Günay Karaağaç
Bir kişi, bir meslek, bir topluluk veya bütün bir dil toplumunda görülen iki dil kullanma durumu, iki dillilik (bilingualism, diglossia) olarak bilinir. İki dilliliğin, biri, bireysel iki dillilik ve öteki, toplumsal iki dillik olmak üzere iki türü vardır. Bireysel iki dillilik ile toplumsal iki dillilik, epeyce farklı olgulardır ve oldukça değişik kaynaklardan doğarlar. Bireysel iki dillilik, bir bireyin hayat akışına; toplumsal iki dillilik ise, toplumun hayat akışına, toplumun benimsediği dinden göçlere, politik nedenlerden modalaşmalara kadar oldukça değişik nedenlere bağlıdır.
Yazan: Yrd. Doç. Dr. Nadir İlhan
Hayatla temel bağlarımızdan biri olan dil, bilindiği üzere insanlar arası ilişkiyi, iletişimi sağlayan çeşitli özellikleri dolayısıyla pek çok farklı tarifi yapılabilen bir araçtır. İnsan dışındaki diğer canlılar arasında da çeşitli şekillerde bir iletişim-etkileşimin olduğu kabul edilirse de bu daha çok içgüdüsel olarak ortaya çıkan ve değişmeyen bir etkileşim şeklinde görülmektedir.
Yazan: Ünal Büyük
21. yüzyılı yaşadığımız şu günlerde insanoğlu, doğayı göz ardı ederek teknolojik zaferini kutlamaktadır. Ortalama her üç-beş saniyede yeni bir şeyler icat edilmektedir. Her gün, bize sunulan yeniliklerle başlamaktadır. Bu hızlı değişim ve gelişim hayatımızı şekillendirmektedir.
Yazan: Prof. Dr. Mukim Sağır
Bu makalede “ana dil” ve “ana dili” terimlerinin kullanımları üzerinde durulacaktır. Aralarında nüans olan bu iki terimin Türkçe ve Türk Dili öğretiminde nasıl kullanılması gerektiği üzerinde teklifler getirilecektir.
Yazan: Korhan Altunyay
Mehmet Kaplan’ın Alman filozof Heiddegger’den iktibas ederek önem atfettiği, “Dil, insanın evidir.” (Kaplan:1992, 143) sözü dil bilinci kazanmada rehber olabilecek niteliktedir. İçinde doğduğumuz dil, bizi her bakımdan belirleyen, biçimleyen ve yoğuran bir güce sahiptir.
İnsanoğlunun konuşup yazdığı "dil", aslında bizimkinin dışında başlı başına bir evrendir. Uzak, gizemli ve korunaklı bir evren. Ha deyince girilmez oraya, girilse de başıbozuk, avare yolculuk edilmez.
Dil, kültürün temel dinamiklerindendir. Milletlerin gücü, dil ve düşüncelerinin gücüyle doğru orantılıdır. Bir toplum, dilde, düşüncede ne kadar zengin ise, o kadar güçlü sayılır. Bir ferd, kendi dilini ne kadar iyi kullanıyor ve başkalarıyla ne kadar rahat diyalog kurabiliyorsa, o ölçüde kendi olarak kalmasını teminat altına almış demektir.
Yazan: Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun
Dil denen mucizeyi nasıl anlatmalı, bilmiyorum. İnsan zekâsının bütün pırıltıları, insan ruhunun bütün duyuşları, titreyişleri, dalgalanışları orada. Mavi gökle kara yer arasında, ikinci bir âlemde daha yaşıyor insan. Dil adı verilen, sınırları olmayan, sonsuz bir âlemde.
Yazan: Bünyamin Özgümüş
Tarihi çok eskilere dayanan ve dünyanın en büyük dillerinden biri olan Türkçeyi konuşan Türklerin, asırlar boyunca medeniyet dünyasına kazandırdıkları herkesin malumudur.
Yazan: Ersin Osman Söğütlü
Dilin tanımını yaparken de belirttiğimiz üzere dil duygu, düşünce ve isteklerin aktarılması için bir vasıtadır. Başka bir deyişle dil, millî kültürün ilgi alanına giren varlık dünyasını yansıtır; o milletin yapıp ettiklerinin, duyup düşündüklerinin, görüp bildiklerinin ve tüm tasavvurlarının aynasıdır. Her dil, evrenin bir başka yorumunu dile getirmektedir.
Yazan: Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilesun
Türk dilinin en eski izleri Sümer kaynaklarındaki Türkçe sözlerdir. M.Ö. 100 - M.Ö. 1800 yılları arasına ait Sümerce metinlerde 300'den fazla Türkçe söz yer almaktadır. Sümerceyle Türkçedeki ortak sözler ya ortak kökenden gelmektedir ya da alışveriş sonucu ortaya çıkmıştır.
Yazan: Safvet Senih
Asırların sinesinde yoğrulup bugünkü kemâl derecesine ulaşan ve her gün tabiî bir süzülme ve uyum yolu ile daha üstün bir kemâle doğru giden dilimiz, ilmî ve edebî en ince eserleri, his ve fikirleri ifade edebilecek olgunluğa yükselmiştir.
Yazan: Ali Çolak
Bir gün, bildiğimiz bütün kelimeleri unutup dilsiz kalakalsak dünyada, yaşamanın anlamı nice olurdu? Sanırım bir uzvunu, mesela kolunu, bacağını yahut gözlerini yitirmekten daha büyük acılar, daha derin yoksunluklar duyar insan kelimesiz kaldığında.
Yazan: Ali Çolak
Ne güzel, bakın yine Türkçe'yi konuşuyoruz. Bir işyerinin adının Türkçeleştirilmesi mutlu ediyor bizi. Böyle birileri çıksa, o yakışıksız isimleri değiştiriverse alkışlamaya hazırız. Öyle ya, epey zamandır canımızı sıkıyor bu özenti. Biz yakındıkça azalmıyor, artıyor; çılgınca yayılıyor ve dilimizin içine işliyor.
Yazan: Ali Çolak
Kim bilir kaç kere kendi kendime karar verip de başlayamadığım bir işi bu yıl da uykuya yatırmak istemiyorum. Evet, böyle oldu; hep bir Türkçe sözlüğü alıp baştan sona okumak istedim, bunun hayalini kurdum.
Yazan: Ali Çolak
Çoğumuzun ruhu duymadı. Geçen hafta, bir dilin son konuşanı, sözcükleriyle birlikte mezara gömüldü. Yeryüzünden bir dil daha eksildi.
Yazan: Ali Çolak
Yaşar Çağbayır, o zamanlar genç bir öğretmendi. Bir gün, okuduğu yazıda anlamını bilmediği, sözlükte de bulamadığı iki kelimenin kıymık gibi ruhuna batıp durmasına dayanamayıp dönüşsüz bir yola girdi.
Yazan: Mehmet Sucu
Yeryüzünde konuşulan diller konusunda kaynaklarda farklı sayılar verilmektedir. 1997 yılında UNESCO tarafından yapılan bir araştırmada, dünyada konuşulan 10.000 dil olduğu tespit edilmiştir. Bu dillerin yaklaşık 2.000 kadarının yazılı şeklinin olduğu bilinmektedir.
Yazan: Prof. Dr. Günay Karaağaç
Öğrenme ve öğretmeler sürecinin bir sonucu olan bu diller arası alışverişler, o dillerin konuşurlarının türlü düzlemlerdeki karşılıklı ilişkilerinden ortaya çıkar.
Yazan: İskender Pala
Araplarda "selâmetü'l-insan fi'l-hıfzı'l-lisân (insanın selameti dilini tutmakladır)" şeklinde bir mesel vardır. Türkçe'de "Dilini tutan, başını tutar" derler. Kanuni'nin (Muhibbi) "İster isen kim perîşân olmayasın âkıbet / Dil uzatma kimsenin hakkında sen sûsen gibi" buyurarak sümbül gibi çevresine dil uzatanların sonunda perişan olacağını söylemesi bu ecildendir.
Hazırlayan: A. Harun Arslan
İstanbul Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölüm Başkanı Prof. Dr. Mustafa Özkan ile Türkçe’nin dünü, bugünü ve yarını hakkında konuştuk.
Yazan: Prof. Dr. Ahmet B. Ercilasun
Son zamanlarda dil konusunun sık sık gündeme gelmesi, kamuoyunda bir dil bilincinin oluşmasını sağlamak açısından sevindirici bir gelişmedir. Ancak, her konuda olduğu gibi dil konusunda da birçok şey birbirine karıştırılıyor; yanlış bilgiler veya eksik bilgilere dayanan yanlış yorumlar basın yayın organlarında sık sık yer alıyor.
Yazan: Yard. Doç. Dr. Ahat Üstüner
İlk yazılı belgeleri M.S. 5. yüzyılda başlayan ve tarih boyunca çeşitli şaheserlerin yazımında kullanılan dilimiz, bu uzun ve verimli geçmişine rağmen yeterince işlenmediği ve korunmadığı için, günümüzde sahip olduğu anlatım imkânları oranında bilinmemekte ve dilimizin bu gücünden faydalanılamamaktadır.
Yazan: Prof. Dr. Cahit Kavcar
İnsanın yaşamında ve kişilik gelişiminde ana dilinin çok önemli bir yeri vardır. Dili yeterli düzeyde olan kişiler genellikle daha sağlıklı ilişki kurarlar, hayatta daha çok başarılı olurlar. Kendi dilini iyi bilip düzgün kullanmanın önemli bir yararı da yabancı bir dili öğrenmeyi kolaylaştırmasıdır.
Yazan: Mehmet Sucu
Bir televizyon kanalı, "Best Model Türk Dili Konuşan Ülkeler" yarışması düzenlemiş. Yani Türk dili konuşan ülkelerin mankenlerinin yarışması. Hem Best Model, hem de Türk Dili konuşan ülkeler... Tam, 'altı kaval, üstü şeşhane' deyimine uygun bir durum...
Yazan: Mehmet Gümüşkılıç
Dil; bir anda kavrayamayacağımız kadar karmaşık, mucizevî özellikler taşıyan, vücudumuzdaki birçok organın hareketi sayesinde ortaya çıkan, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan, beşerin yaratılmasından günümüze gelene kadar çok sayıda değişime uğramış ve uğramakta olan canlı bir varlık ve dünyada mevcut topluluklar arasında çok önemli bir yer işgal eden içtimaî bir müessesedir.
Yazan: Fatih Bağcıoğlu
“Dil insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir vasıtadır. Dilin kendine mahsus kanunları vardır ve ancak bu kanunlar çerçevesinde gelişir. Dil bir gizli anlaşmalar sistemidir”. Fakat bu gizli anlaşmalar nasıl ve ne zaman olmuştur? Bu bilinmemektedir.
Yazan: Durmuş Hocaoğlu
Ziya Gökalp. dili kültürün temel unsuru sayar. 0, bu görüşünde haklıdır. Zira dil, duygu ve düşüncenin âdeta kabıdır. Bir milletin bütün duygu ve düşünce hazinesi, dil kabına veya kalıbına dökülür ve bu dil kabı ile yerden yere, nesilden nesle aktarılır.
Yazan: Ali Osman Dönmez
Dünyada dengeler hızla değişiyor. On beş yıl öncesine kadar demir perdenin kalesi olan ülkelerde bugün yepyeni oluşumlar ışık saçıyor. İki binli yılların bu ilk diliminde yeni bir dünyanın eşiğindeyiz. Bu, nesillere ufuk gösterecek bir umut...
Yazan: Tarık Çelikbilek / Fatih Bağcıoğlu
Filolojiye, dil mevzuuna alâka duysun veya duymasın her insanın aklına zaman zaman "Dil acaba nasıl doğmuştur, dünyada en eski dil hangisidir?" soruları takılmıştır.
Yazan: Melih Arat
Harvard Üniversitesi’nin dünyaca kabul görmüş araştırmacısı Howard Gardner, Unschooled Mind isimli kitabında çok ilginç bir bilgi veriyor: Çocukların sıfır ile yedi yaş arasındaki toplam öğrendikleri, yedi ile on sekiz yaş arasında öğrendiklerinden daha fazla.
Yazan: Hasanbey Ellidokuzoğlu
21. yüzyılda yabancı dil öğretiminin nasıl olacağı konusunda fikir sahibi olabilmek için öncelikle bu alanın tarihi gelişim süreci irdelenmelidir. 20nci yüzyıl eğitim metodolojisinin şekillenişi ve özellikle yüzyılın son çeyreğinde elde edilen deneysel bulgular günümüzün ve geleceğin yabancı dil öğretim metotlarının ne sekil alacağı konusuna ışık tutmaktadır.
Yazan: Cem Mert
Meşrutiyet inkılâbından sonra, 1910 yılının soğuk bir kış günü… İstanbul’da dönemin soylu ailelerinden birine mensup yaşlıca bir kadın, sahaflar çarşısında, itimat ettiği bir dostundan kitaptan anladığını duyduğu Sahaf Burhan Bey’i aramaktadır. Kendine miras kalan el yazması bir kitabı, ihtiyacı dolayısıyla satacaktır.
Yazan: Mehmet Sucu
Beyan, insana bahşedilen en mühim lütuflardan biridir. Öyle ki aile içi münasebetlerden devletlerarası münasebetlere kadar hayatımızın her sahasında kelimelere başvurur, dert ve isteklerimizi onlarla anlatırız.